Mert Tosun
← Yazılar
Trump 'Savaş Bitti' Dedi, Borsa Coştu — Biz Ne Hissettik?

Trump 'Savaş Bitti' Dedi, Borsa Coştu — Biz Ne Hissettik?

Mert TosunDüşünceler

Trump yine sahnedeydi. Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın "yakında biteceğini" söyledi. Detay vermedi, net bir tarih vermedi, imzalanmış bir şey yoktu ortada — ama bu kadarı yeterliydi.

S&P 500 yükseldi. Avrupa borsaları yeşile döndü. Finansal medya "barış rallisi" başlıklarını hazırladı.

Ve ben ekrana bakarken şunu düşündüm: Bu nasıl bir dünya?

Bir Tweet Yeter Mi?

Piyasalar, gerçekliğe değil beklentiye tepki verir — bunu biliyoruz. Ama son yıllarda bu mekanizma o kadar hızlandı, o kadar kırılgan bir hal aldı ki artık bir açıklamanın gerçek olup olmadığı neredeyse önemsiz.

Trump "savaş bitti" dedi. Zelensky bunu doğrulamadı. Kremlin yorum yapmadı. Sahada tek bir top sesi kesilmedi.

Ama borsa yükseldi.

Bu çelişkiyi kafamda oturtmaya çalışırken şunu fark ettim: piyasalar artık gerçeği değil, gerçeğin söyleneceği umudu fiyatlıyor. Ve bu umut da çoğu zaman tek bir kişinin ağzından çıkan tek bir cümleye bağlı.

Trump Faktörü

Trump'ı sevmek ya da sevmemek bir yana, onun piyasalar üzerindeki etkisi gerçekten tuhaf bir şey. Başka hiçbir lider için bu kadar doğrudan, bu kadar ani bir bağlantı yok.

Bunun bir nedeni var: Trump, belirsizliği bir araç olarak kullanıyor. Kesinleşmemiş bilgileri, müzakere süreçlerini, henüz olgunlaşmamış anlaşmaları kamuoyuyla paylaşıyor. Bazen gerçekleşiyor, bazen gerçekleşmiyor. Ama her paylaşımda piyasalar tepki veriyor.

Bu durum alışılmadık bir risk yaratıyor: siyasi söylemin ekonomik gerçeklik gibi davranması.

Yatırımcılar için bu bir fırsat olabilir. Ama sıradan bir insan olarak düşününce biraz ürkütücü. Emekliliğini borsaya yatırmış milyonlarca insanın serveti, bir sabah yapılan açıklamayla sallanıyor.

Savaşın Bitmesini İstiyoruz — Ama Bu Böyle Bitmemeli

Açık konuşayım: Ukrayna'daki savaşın bitmesini istiyorum. Her geçen gün daha fazla insan ölüyor, yerinden ediliyor, çocuklar büyüyor ama okula gidemiyorlar. Barış, soyut bir değil somut bir ihtiyaç.

Ama borsanın yükselmesine bakıp "barış geliyor" demek de doğru gelmiyor bana.

Çünkü piyasaların kutladığı şey barışın kendisi değil, barışın yarattığı ekonomik fırsat. Enerji fiyatları düşer, tedarik zincirleri rahatlar, Avrupa yeniden yatırım alır — bunlar somut beklentiler. Ve piyasalar bu beklentiyi anında fiyatlıyor.

Bu tamamen rasyonel. Ama aynı zamanda biraz soğuk.

Orada hâlâ insanlar ölüyor. Borsanın yükselmesi, sahada tek bir şeyi değiştirmiyor.

Bilgi Kirliliği Çağında Haber Okumak

Bu olayı izlerken aklıma bir şey daha takıldı: haberi nereden okursanız okuyun, farklı bir gerçeklikle karşılaşıyorsunuz.

Bir yerde "Trump tarihi bir barış anlaşmasına öncülük ediyor." Başka bir yerde "Zelensky Trump'ı reddetti." Üçüncü bir yerde "Piyasalar Trump'ın açıklamalarını ciddiye almıyor."

Hangisi doğru? Muhtemelen hepsi, belirli bir açıdan.

Ama siz bunların hepsini aynı gün, art arda okuyunca ne oluyor? Bir şey hissetmez, bir şeye inanmazsınız. Sadece yorulursunuz.

Belki de asıl mesele bu: bilgi çağı bizi daha bilinçli değil, daha yorgun yapıyor.

Şimdi Ne Olacak?

Dürüst olmak gerekirse: bilmiyorum.

Trump'ın söyledikleri bir müzakere sürecini hızlandırabilir. Ya da birkaç hafta sonra her şey aynı yere dönebilir. Piyasalar tekrar düşebilir, yeni bir kriz patlak verebilir.

Bu belirsizlikle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Çünkü bu dönem, kesin cevapların dönemine benzemiyor.

Ben şunu yapmaya çalışıyorum: büyük başlıklara dikkat etmek, ama onlara teslim olmamak. Bir açıklamanın piyasalarda yarattığı etkiyi görmek, ama bunun sahada ne anlama geldiğini sormak.

Ve ara ara şunu hatırlamak: borsanın bir günlük hareketi, dünyada olup bitenlerin tamamını özetlemiyor.


Savaşın gerçekten bitmesini umuyorum. Borsanın bunu önceden fiyatlamasını değil.